
Jeotermal enerji santrallerinin (JES) yarattığı ekolojik ve sosyal etkiler, Varto bölgesindeki mevcut endişelerin temelini oluşturmaktadır. Bu süreçteki temel riskler şu şekilde sıralanabilir:
- Tarım ve Hayvancılık Üzerindeki Etkiler:
- Denetimsiz kurulan santraller, Varto’nun en büyük geçim kaynağı olan hayvancılık ve hassas ekosistem üzerinde geri dönülmez yıkım potansiyeli taşımaktadır.
- Aydın ve Büyük Menderes Havzası’ndaki örneklerde, santrallerden salınan kükürtlü gazlar ve bor içerikli akışkanlar nedeniyle ağaçların kuruduğu ve tarımsal verimin trajik şekilde düştüğü gözlemlenmiştir.
- İşletmelerin maliyetten kaçınarak ağır metal, bor ve arsenik dolu suları dere yataklarına veya sulama kanallarına boşaltması, yer altı su kaynaklarını kirletmektedir.
- Halk Sağlığı ve Hava Kalitesi:
- JES yoğun bölgelerde yapılan bağımsız araştırmalar, kanser vakalarının Türkiye ortalamasının çok üzerine çıktığını göstermektedir.
- Havaya salınan hidrojen sülfür gazı solunum yolu hastalıklarını tetikleyebilmektedir.
- Bölge halkı koku ve emisyonlar nedeniyle pencerelerini açamaz hale gelmekte, asit yağmurları ise bitki örtüsüne zarar vermektedir.
- Sismik Riskler ve Teknik Sorunlar:
- En temel sorunlardan biri, ağır metal yüklü sıcak suların tekrar derinlere basılmasını ifade eden “reenjeksiyon” işleminin maliyetten kaçılarak yapılmamasıdır.
- Yerin derinliklerine yüksek basınçla su basılmasının tetiklediği mikro-depremler, İsviçre ve Güney Kore gibi ülkelerde projelerin durdurulmasına yol açacak kadar ciddi bir sismik risk teşkil etmektedir.
Varto’daki bu projeye karşı çıkılmasının temel nedeni, bölgenin eşsiz doğasını ve binlerce yıllık yaşam kültürünü koruyarak, Aydın ve Manisa gibi bölgelerde yaşanan trajedilerin tekrarlanmasını önlemektir.
Subscribe
Login
0 Yorum
Eskiler







