Bir yaz denizinin dingin salınışı gibi dalgalanıyor zaman.
Gülümseyen dudak çizgilerim,
Acılarımın göz çukurunda hayalet salıncağında gibi…
Kirpiklerim buz tutmuş.
Sözler zar zor dökülüyor dudaklarımdan.
Ancak konuşur gibi olup susup,
İçtiğimi hatırlıyorum yasak sözleri
Ve onların yüklediği hasretleri…
Zaman, Eylül’ü çoktan geçti.
Sonbaharın soğuk, deli esen rüzgârları
Her zamanki köşemde beni ağırlar gibi
İnatla bekliyor.
Bir düşe takılıyor aklımın tuvali;
Gözlerinde ışıltılar,
Bir pınarın berrak suyu gibi kıpırdıyor ömür.
Ömür, ah ömür.
Yüreğimin coşkusu,
İçimin görkemli sokağı,
Yüzümün aynası, sevdam…
Beyaz bir güncede yumuşacık ilerliyor mavi bir bulut.
Gökyüzü, sonbaharın soğuk ayazıyla
Işıltılarını geceye yansıtıyor, yüreğimi okur gibi.
Bir şiir kuşu çalıyor yüreğimin kapısını;
Sıcak bir ürpertinin ıssız yollarında
Yitiriyorum nefesimi.
Tenimi yokluyorum,
Dokunduğun ellerini arıyorum;
Gözlerime değen eşsiz gözlerini,
Ömür. Ömür, ah ömür.
Gözlerinde bir bir okyanus büyüttüğüm
Sonsuz sevdam…
Akşamın amansız saatleri,
Gecenin geçmeyen dalgalarına vurduğunda
Kurşunlara geliyor gibiyim.
Şafağın açmasını beklerken geçirdiğim her an,
Bir idam mahkûmunun son günlerini yaşaması gibi
İşkence dolu.
Etim koparılıyor gibi,
Ruhum çıkarılıyor gibi.
Vazgeçiyorum kendimden,
Tenimden,
Varlığımdan.
Kalemine yüreğine sağlık arkadaşım 👏👏