
Aşkın Gözü Kör, Kulağı Sağırdır…
Eskiler boşuna söylememiş: “Aşkın gözü kör, kulağı sağırdır.” Bu, yüzyılların içinden süzülüp gelen kadim bir sözdür. Çünkü gerçekten seven insanın dünyası, aklın değil, yüreğin hükmü altındadır.
Âşık olan kişi, sevdiğinin kusurlarını görmek istemez. Gözünün önünde duran yanlışları bile çoğu zaman fark etmez. Başkalarının iyi niyetle yaptığı uyarıları ise ya duymaz ya da duymak istemez. Çünkü onun için tek gerçek vardır; sevdiği insan…
Sevgi büyüdükçe, insan bazen kendi gerçekliğinden bile uzaklaşır. Gördüğünü inkâr eder, duyduğunu unutur. İçindeki bağlılık, mantığının önüne geçer. Dışarıdan bakanlar bunu anlamakta zorlanır. Ama aşkın içinde olan bilir. İnsan bazen sadece kalbiyle yaşar.
Sonra bir gün…
Hiç beklemediği bir anda sevdiği insan değişir. Dün gözlerinin içine bakan, bugün yüzünü görmek istemez. Dün elini bırakmayan, bugün sesini bile duymaya tahammül edemez. İşte o an, asıl yıkım başlar.
Çünkü ayrılık, sadece bir insanı kaybetmek değildir. Aynı zamanda yıllarca kurduğun hayalleri, inandığın cümleleri ve uğruna sustuğun gerçekleri de kaybetmektir.
İnsan önce inkâr eder.
“Bu olamaz.” der.
Sonra bekler.
Bir açıklama, bir dönüş, küçük bir umut…
Ama bekledikçe acı büyür. Çünkü aşkın kör ettiği gözler, gerçeği görmek istemez. Sağır ettiği kulaklar ise çoktan söylenmiş gerçekleri duyamaz.
İşte halkın “kara sevda” dediği hâl biraz da budur.
“Kara” sadece acıyı anlatmaz! İnsanın önünü göremediği o karanlığı da anlatır. Sevdiğini olduğu gibi değil, hissettiği gibi görmesidir. Gerçekten çok, hayaline bağlanmasıdır.
Bu yüzden kara sevda kolay geçmez.
Çünkü insan, sevdiğinden önce kendi içinde kurduğu dünyayı kaybeder.
Depresyonun, derin yalnızlığın ve uzun süren yasın temelinde çoğu zaman bu vardır. Kaybedilen sadece bir ilişki değildir; insanın yıllarca inandığı anlamdır.
Oysa iyileşmenin yolu, yeniden görmeye başlamaktır.
Gözünü açmak…
Kulaklarını açmak…
Sadece sevdiğini değil, kendini de yeniden duymaktır.
Gerçekleri inkâr etmeden kabul edebildiğin gün, acı tamamen bitmeyebilir ama esaret sona erer. Çünkü aşk, insanı yücelttiği kadar kör de edebilir.
Dün böyleydi.
Bugün de böyle.
Yarın da büyük ihtimalle böyle olacak.
Ve ne yazık ki her çağda bazı insanlar, aşkın kör ettiği gözlerle bakmaya, sağır ettiği kulaklarla yaşamaya devam edecek.
Acı…
Ama insanın en eski ve en değişmeyen gerçeklerinden biri de tam olarak budur.







