Eğitimci-Yazar Hasan Dede Kentin ve İnsanın Aşkı!
Kentin ve İnsanın Aşkı!
Kentin ve insanın aşkı sadece taş duvarlara yazılmaz. Hafızalara siner… çocukluğa siner… yürüyüşe, sese, kokulara siner. Ve en çok da insanın içini yakıp duran o ince hasrete.
Zordur kentli olmak; hele ki sevdiğin bir kente hasret kalmışsan… Bir zamanlar sokaklarında koştuğun, terlettiğin, bağırdığın, büyüdüğün kenti başka şehirlerin içinde aramak daha da zor gelir insana. İşte ben bu zorluğu taşıyarak gezdim başka kentleri. Fotoğraf makinemi boynuma, yüreğimi Varto’ya asarak…
Kentlerle kurulan bağ bazen doğduğun yerdir, bazen doyduğun. Ama asıl mesele, seni yoğuran kenttir. Beni yoğuran, beni ben yapan kent: Varto.
Kent gezginliği serüvenim bir merakla başladı. Sokak fotoğrafları çekerken her kentin gözünden bir hikâye yakalamaya çalıştım. Her kadrajda bir yoksulluğu, bir umudu, bir tebessümü, bir yıkımı sakladım. Ama deklanşöre her bastığımda içimden geçen tek şey vardı: “Bu karede Varto olsaydı nasıl görünürdü?”
Çünkü ilk tanıdığım kent, ilk aşkımdı. Ve ilk aşk unutulmaz. Onu incitmeden başka kentleri de sevdim. Onu yok saymadan başka coğrafyalarda da soluklandım. Ama bilirim ki bir yazının kıyısına iliştirdiğim her kelimede Varto’dan bir iz vardır.
Kent dediğimiz şey yalnızca binalar, yollar, meydanlar değildir. Kent dediğimiz şey; anıdır, geçmişindir, çocukluğundur, kimliğindir. Varto’nun sokakları, mahalleleri, çatlamış kaldırım taşlarının arasına gizlenmiş çocuk kahkahaları… Beni ben yapan ne varsa oralarda kaldı.
Ben çocukken limonata satardım mesela. O soğuk cam şişeyi sımsıkı tutar, bütün gücümle bağırırdım: “Buzzzz gibiiiii limonataaaa!” Her sokağın bir ritmi vardı ama Sofular Sokağı başkaydı. Orada çayın buğusu konuşmaların arasından yükselirdi. Benim haykırışım o sokağın dinginliğine pek yakışmazdı aslında. Ama yine de bilerek girerdim oraya. Sesimin yankısı, çocuk sesimin sokakla kurduğu bağdı.
Sofular’da çay içilir, Varto’da çocuk bağırırdı.
Bir gün çay ocağının garsonu bakışlarıyla sordu: “Ne arıyorsun burada?” Ben de içimden cevapladım: “Bu sokağa kendimi bırakmaya geldim…”
Zamanla anladım ki bir kenti anlamak için yalnız taşına toprağına bakmak yetmez. Sokağında içilen çayın demine bakmak gerekir. Esnafın sabah selamına… Ramazan’da söndürülen sigaraya… El ele yürüyen erkeklerin samimiyetine… Pazartesi günü hükümet konağı önündeki telaşa… Çarşıda karşılaşılan bir komşunun hatırına… Çünkü kentin kalbi orada atar.
Varto’nun kalbi iki ayrı yerde atardı: Aşağı Çarşı’da ve Yukarı Çarşı’da. Aşağı Çarşı’da hayat hızlıydı; alışveriş, gülüş, bağırış, pazarlık… Yukarı Çarşı’da ise sohbet daha derin olurdu. Orada insanlar yalnız konuşmaz, sanki kenti birlikte düşünürdü.
O çarşılar yalnız alışveriş yapılan yerler değildi; orası Varto’nun hafızasıydı. Aynı kahvehanede Kürtçe, Zazaca, Türkçe sohbetler duyulurdu. Aynı masada bir memur, bir esnaf, bir çiftçi otururdu. Varto biraz da buydu: çok sesli, çok renkli ama sahici bir kent.
Ve elbette o kentin insanları… Benim o sokaklarla kurduğum bağ biraz da martti bir bağdı. Bir aidiyet… Bir tutunma… Gittiğim her şehirde içimde aynı his olurdu: Sanki cebimde küçük bir Varto taşıyorum. Bir sokak sesi, bir çay kokusu, bir çocukluk yankısı.
Belki de bu yüzden fotoğraf çekerken hep insanlara baktım. Çünkü kentin ruhu insanın yüzünde saklıdır.
Varto bana birçok şey kazandırdı: İnsan gözlemlemeyi… Sözün yükünü… Hatırayı taşımayı… Vefayı ve unutmamayı. Kent ruhunu insanına, insan da kentine taşır.
Ben gittiğim her yerde Varto’yu taşıdım. Bir fotoğraf sergisinde… Bir atölye çalışmasında… Bir Avrupa projesinde… Bir öğrencinin yüzünde… Hep Varto’nun izini aradım.
Her şehrin ruhu başka olabilir. Ama Varto sahici. Ve ben sahici bir kentin sahici bir çocuğuyum. Bu yüzden ne zaman bir kent yazsam, satırların arasından Varto çıkar. Çünkü o sadece bir kent değildir; benim ilk göz ağrım, öğretmenim, sırdaşım, hikâyemdir.
Ve inanıyorum ki bir yerde hâlâ yankılanıyor o ses: “Buzzzz gibiiiii limonataaaa!” O ses belki de hâlâ Yukarı Çarşı ile Aşağı Çarşı arasında bir sokağın duvarlarına çarpıp Varto’nun hafızasında dolaşıyor…
Eğitimci-Hasan Dede








Sevgili vartoname.com yetkilileri,
Varto’ya dair kaleme aldığım yazının sitenizde yayımlandığını görmek benim için gerçekten büyük bir mutluluk oldu. Bu güzel vesileyle bana yaşattığınız sevinç için sizlere içtenlikle teşekkür ediyor, emeği geçen herkese gönülden minnetlerimi sunuyorum.
Aramıza hoş geldiniz..