
Terkediş! 💔
Bir aşkın sonu bazen büyük cümlelerle değil, insanın ömrü boyunca içinde yankılanacak birkaç kırık sözle gelir.
Onlar da öyle olmuştu…
Bir zamanlar birbirinin gözlerinde kendine yuva bulan iki insan, öfkenin karanlığında birbirlerine yabancılaşmıştı.
Söyledikleri sözlerin ağırlığını o an ikisi de tam olarak bilmiyordu.
Gurur, kırgınlık ve incinmişlik; sevgiyi sessizce boğmuştu.
Ayrılırken ikisi de dönüp arkasına bakmadı.
Sanki bir daha hiç karşılaşmayacaklarına dair görünmez bir yemin etmiş gibiydiler.
Kadın, suskunluğunu içine gömdü.
Erkek ise geceleri uzun uzun tavana bakıp kaybettiği şeyi anlamaya çalıştı.
Ama bazı hakikatler, insanın kalbine çok geç iner.
Aradan çok zaman geçmedi…
Bir sabah, adamın ölüm haberi ulaştı kadına.
Duyduğu an dünya bir anlığına sustu.
İçinde yıllardır bastırdığı ne varsa tek bir acıda toplandı.
Hiç kimseye bir şey demeden kalktı ve cenazenin olduğu eve gitti.
Kapıda duranlara sadece şunu söyledi:
“Dokunmayın ona…
Onu ben yıkayacağım.
Son yolculuğuna ben hazırlayacağım.”
Evde derin bir sessizlik oldu.
Kimse itiraz etmedi.
Çünkü o an herkes, bu hikâyenin hâlâ bitmediğini anlamıştı.
Kadın, musalla taşına uzanan bedene baktığında gözleri titredi ama elleri titremedi.
Çünkü insan en çok sevdiğinin yüzünü ezberlerdi.
Dualar eşliğinde başladı onu yıkamaya…
Bir zamanlar saçlarını okşadığı adam şimdi hareketsizdi.
Kadın her su döküşte biraz daha geçmişe gidiyor, her duada biraz daha içinden çöküyordu.
Orada bulunan herkes başını eğmişti.
Tek bir kelime çıkmıyordu ağızlardan.
Tam kefen sarılmış, son dua okunmuştu ki…
Adam bir anda büyük bir çığlıkla doğruldu.
Nefes nefeseydi…
Gözleri korkuyla açılmıştı.
Az önce gördüğü rüyanın etkisiyle elleri titriyordu.
Ölümün kıyısından dönmüş gibi etrafına baktı.
Ve o an anladı…
Kaybettiği kadın, hayatında sahip olduğu en gerçek şeydi.
“Dur!” diye bağırdı.
“Gitme…”
Ama oda boştu.
Kadın çoktan çıkıp gitmişti.
Adam yatağında tek başına kalırken, hayat ona en acı gerçeği öğretmişti!
Bazı insanlar ölünce değil…
Geri dönmeyeceklerini anladığında kaybedilmiş olurdu.
Eğitimci Hasan Dede







