
Türkiye’nin son on yılı, hukukun esas alınmadığı, denetim mekanizmalarının yetersiz kaldığı ve ülke kaynaklarının holding ile tekellere aktarıldığı bir dönem olmuştur. Bu süreçte ABD merkezli INGS firması, kâr odaklı ve bilim dışı uygulamalarla Varto’nun toplumsal yapısını hedef almaktadır. Daha önce Bingöl’ün Yedisu ve Karlıova ilçelerinde faaliyet yürüten firma, 20 Mayıs itibarıyla Varto’da sondaj hazırlıklarına başlamıştır.
Bingöl, Erzurum ve Muş ilçelerini kapsayan bu havza, Kuzey Anadolu (KAF), Güney Anadolu (GAF) ve Doğu Anadolu (DAF) fay hatlarının kesişim noktasında yer almakta olup, jeotermal faaliyetlerin bu bölgedeki sismik hareketleri tetikleme riski bulunmaktadır. Bölge, Kurmanci ve Kirmancki konuşan Kürtlerin yanı sıra Ermeni toplulukların yaşadığı, Raya/Rêya Heq inancı ile Sünni İslam’ın barış içinde olduğu bir kültürel çeşitliliğe sahiptir. Step coğrafyasında hayvancılığa dayalı bir ekonomi yürütülmekte olup, Şerafettin ve Bingöl dağlarıyla çevrili bölge zengin su kaynaklarına sahiptir.
JES projeleri, havzadaki toplumu coğrafyasından koparmak için çeşitli araçlar olarak kullanılmaktadır. Bor, arsenik, cıva ve kurşun gibi ağır metaller toprağı çoraklaştırarak insan sağlığına ve ekosisteme zarar vermektedir. Amonyak, lityum ve radon gibi maddelerin yeraltı sularına karışması ekosistemi ve insan sağlığını tehdit etmektedir. Karbon dioksit ve hidrojen sülfür gibi gazların salımı ise hava kalitesini düşürürken küresel ısınmayı hızlandırmaktadır. Raya/Rêya Heq inancındaki toprak, su, hava ve ışıktan oluşan dört anasır dengesinin bozulması, JES’in bir yatırım değil; eko-kırım, toplum-kırım ve kültürel asimilasyon aracı olarak değerlendirilmesine neden olmaktadır.







